SONDAKİKA : 09 Eylül 2010 Perşembe
Anasayfam Yap  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Matbaa & Ajans  |  Çerkezköy Telefon Rehberi  |  İş Telefonunu Ekle
Çerkezköy  |  Bölge  |  Spor  |  Yazarlar  |  Arşiv  |  Anket  |  Seri İlanlar  |  Künye  |  İletişim  |  Haber İhbar  |  Radyo Haber Canlı Dinle


Şaban KARDEŞ

E-mail gönder
Yazar Arşivi
Yazıyı Gönder
Yazdır
At ölür NAL kalır, yiğit gider NAM kalır



Her şey danaların delirmesi ile başladı. Ardından garip kuşlar girip oldu, derken kendinde keramet keneler ...

13.01.2010



Her şey danaların delirmesi ile başladı. Ardından garip kuşlar girip oldu, derken kendinde keramet keneler çıldırdı. O da ne, pusuda bekleyen domuzlar kuşattı sağlığımızı. Yazılan binlerce gazete haberi ve panikleyen milyonlarca insan, öldürülen yüzlerce insanımız, harcanan milyar dolarlar... Çatı katında bulunan el bombaları derken PKK'nın pabucunu dama attıran ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜ(!). Bütün bunlar yetmiyormuş gibi üç günlük dünyada, bendenizin de içine dâhil edildiği üç günlük zorunlu tatil. 'Yaş mı ya da kurumu hava durumu' derken ardından alçaklara açılım havarilerinin sevinç çığlıkları ve suratımda ardı ardına patlayan YEDİ TOKAT! Aslında yediğim ne ilk 'Tokat'tı bu, ne de son olacaktı. Hain pusular Tokat'tan sonra da devam etti. 'AÇILIM'da ısrarlı olanlar ve saz arkadaşları, açılım gerçekleşir, sözde KÜRT özde PKK şerefsizlerine tavizler ve imtiyazlar verilir ise ben de, benim aziz milletim de artık TOKAT vakasına maruz kalmayacakmışşşş...!


Sahi, hayatımıza girdiği günden beri müptelası olduğumuz her bölümü milyon dolarlarla servis edilen 'Kurtlar Vadisi' size SARI ÖKÜZ'ü anımsatıyor mu?


Derken  çukurlar vadisinde pusu ile irkiliyorum! Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında Seferberlik Tetkik Kurulu'nda, "Mühürlü" kozmik evrak odalarında ve bilgisayarlarında savcıların talebi ve mahkeme kararıyla üst üste yapılan aramalar... Türkiye Cumhuriyeti'nde girmedik delik bırakmayan kösnüler yıllardır o adalara girememenin ızdırabı ile yanıp tutuşurlarken çilingirle değil, henüz okulda mavi önlük giyen  Alperen'in bile yutmayacağı basit bir 'hintlik' ile oradaki iki subaya yutturulan bir kağıt parcası ile girilen kozmik odalarda günlerdir yayılacak pis kokuyu bekleyen medya kösnüllerinden halen ses seda yok. Çünkü orada Türkiye Cumhuriyetinin Şanlı Ordusunun "harimi ismeti" mevcuttur.


Bu kadar ulusal fırtınanın ardından birazda Çerkezköy'de esen rüzgara kulak verelim. Bir insan için akıl, ruh ve beden sağlığı ne kadar önemli ise, siyaset için de bir o kadar önemlidir bu sağlıklı ruh hali.


Önceki gün Çerkezköy'de toplanan MHP, adeta gövde gösterisi yaptı. Genel Başkan Yardımcısı Bülent Didinmez Bey'in şeref konuğu olduğu toplantıda partililer başta olmak üzere belde başkanları belediye başkanları ve önümüzdeki olası erken seçimde beklenti içinde olan zat-ı muhteremler tam kadro salonda. Herkes pür dikkat hem dünyada hem de ülkede yaşananları ve yaşanması muhtemel olaylara  ilişkin söyleneceklere kulak veriyor. Kuşkusuz, Milliyetçi Hareket Partisi gibi ülke siyasetinde son derece önemli bir partinin genel başkan yardımcısının söyleyecekleri ülkemizin geleceği için olduğu kadar, Çerkezköy'ün yarınları için de son derece önemli.


Ordu'ya kızgınlar ve küskünler hariç, MHP protokolü tam kadro salonu doldurmuşken, önemli bir eksik göze çarpıyor. MHP'nin Tekirdağ'daki vekil mazbatalı tek temsilcisi, Tekirdağ Milletvekili Kamalettin Nalcı salonda bulunmuyor. Nalcı'nın salonda olmayışı dikkatlerden kaçmıyor. Salondakiler, Nalcı'yı göremeyince peşpeşe senaryolar üretiliyor. Senaryolar havada uçuşurken,  tahminim odur ki; Nalcı da 3G teknolojisi ile salonda olup biteni, an be an izliyordu...


MHP'nin Tekirdağ'daki ilk milletvekili olma ünvanına sahip olan Sayın Nalcı'nın Çerkezköy'de olmasına rağmen salonda olmaması ilk bakışta normal görünebilirdi, ama dedik ya, eskiden olduğu gibi artık 'fısıltı gazetesi' ile değil, '3G hızı' ile yayılıveriyor her şey. Şimdi merak edilen bir soru var; Nalcı Çerkezköy Teşkilatı'na mı ters düştü?, yoksa Genel Merkez'e mi? Bu gün için flü olan bu yanıt, zaman içinde netleşecek. 


Gerçi 'görünen köye kılavuz arayan meraklı gazeteci arkadaşlar' dayanamayıp, İlçe Başkanı Ordu'ya 'Sayın Başkan, Sayın Vekilimiz nerede?' diye sormayı ihmal etmemiş oracıkta. İlçe Başkanı Ordu da, Nalcı'nın özel işi olduğundan, bu önemli toplantıya katılamadığını belirtiyor.


Çerkezköy'de 1980 sonrası adeta dağ olan Ülkücü Hareket ve onun siyasi simgesi MHP, adeta gönüldaşlarının tırnakları ile kazıdıkları Ülkü Dağı'na ekilen tohum yıllar sonra da olsa 2007 Genel Seçimleri'nde ilk fidesini verdi. Milliyetçiler yıllarca tırnakları ile kazıdıkları dağın eteğine gömüyorlar Nalcı'yı. Vekil toprağı beğenmemiş görününce, ülkücüler de vekili benimsemedi. Genetiği ile oynanan gıda misali GDO'lu olduğunu söylüyorlar...


Bu konuyu burada bırakıp, şimdi biraz da içinde bulunduğumuz toplumu yüzeysel anlamda irdeleyelim. Ama nekadar yüzeysel bile irdelersek, Çerkezköy'de hem ekonomik hayatta hem sosyal hayatta, akıl kafesinin çoktan kırıldığını görürüz...


Çerkezköy'de, 'kim kimle küs?' diye şuraya yazmaya kalksak sayfalar almaz. Dedikodu, ekonomik dinamiklerimizi yerle bir ederken, fertler arasında barışın temellerini de dinamitliyor. Her sektörde olduğu gibi, siyasette de rekabet kurallarının ötesinde amansız bir düşmanlık hüküm sürüyor. Bırakın siyaseti, ticareti, dostlarınızla oynadığınız okey masasında bile durum bundan farklı değil.


'Cehennemin gayya kuyuları' misali derin ve karanlık bir dedikodu fırtınasının, sabahtan akşama kadar Çerkezköy'ü bıkmadan usanmadan dövdüğünü görürsünüz. Herkes ticari veya siyasi rakibine adeta diş biliyor. Kimse bu tespitin aksini ortaya koyamaz...


Rahmetli dedem 'Huzur olmadan lokma boğazdan geçmez...' derdi. Siyasette toplumsal barışı ön plana çıkartacak projeler geliştirilmesi için, Kaymakamımız, Siyasilerimiz, Belediye Başkanlarımız, Emniyet güçlerimiz, Ticaret Odamız, Siyasi Partilerimiz, Sivil Toplum Örgütlerimiz, sözde değil Çerkezköy için özde bir masa etrafında toplanabilmeli...


Siyasal hayatta, dedikodunun önü alınamazken, hemen hemen her köşe başında dedikodu kazanları kaynarken, Siyasete barışı, siyasete seviyeyi getirecek kanaat önderlerimiz büyüklerimiz nerde dersiniz? Maşallah kimileri pişpirik masasından, kimileri de seccadeden başlarını kaldırmıyor...


Bakın Yunus ne diyor;


Bir kez gönül yıktın ise Bu kıldığın namaz değil Yetmiş iki millet dahil Elin yüzün yumaz değil


Bu insanları bir araya getirmek kaynaştırmak, asgari müşterekte buluşturmak, başta idarecilerimizin ve siyasetçilerin boynunun borcudur. Makam sahibi olan, o makamı isteyip de olamayanı kucaklasın. Makamı kaybedenler de kayıplarına üzülmek yerine; Hz. Mevlana'nın, 'Ehil olmayanlara sabretmek, ehil olanı parlatır' cümlesiyle teselli bulsun. El birliği ile Akıl Padişahını yeniden çağıralım, evlerimize, iş yerlerimize, makamlarımıza, sofralarımıza. Tüm kurumlarda biran önce Fitnenin önünü alalım. Dünyanın gözdesi Çerkezköy'ü bir seviyeye çıkarmak istiyorsak önce kendimizden başlayalım, akıl seviyemizi bir kez daha kalibre edelim. Rahmetli dedemin şu güzel sözü geldi aklıma; "Odun odunu yarar, ahmak kendini yorar."


Bu arada deliren danalar akıllanıverdi, grip olan kuşlar deseniz onlarda atlattı çok şükür. Malum mevsim kış keneler toprak altında, domuzlar her ne kadar medyanın ve sağlık bakanlığının gündeminden düşse de ne zaman nerede karşımıza çıkacak, belli değil...Yanı başımızdaki Silivri yerleşkesinde, Ergenekon Terör örgütü yargılamaları devam etmekte. Her ne kadar 2010'un ilk günlerini yaşıyor olsak da, Çerkezköy'deki siyaset halen 1990'lardan kalma zihniyet ile işbaşında.


Peki, 'Çerkezköy'de hiç mi güzel şeyler olmuyor?' dersiniz. Elbette çok güzel şeyler de oluyor. 2007 yılında çok zor şartlarda görevini ifa eden Çerkezköy İlçe Emniyet Müdürlüğü bugün gelinen nokta itibarı ile başta İlçe halkının huzur ve güveni teminat altına aldı.


Çerkezköy'de göreve başladığı gülerde İlçe halkı ve kurumları ile inşa ettiği gönül köprüsü sayesinde, Çerkezköy Halkı'nın takdirini kazanan, onların gönlüne giren Emniyet Müdürü Sayın Cemal DALMAN'a, her gün her an o güven köprüsünden geçen, 23 yıldır bu İlçede yaşayan bir birey olarak bir kez daha teşekkürü bir borç biliyorum. Her zaman iyi ve güzel haberlerde buluşmak dileği ile...




Copyright © 2004-2007 Bu sitenin tüm yayın hakları
ÇERKEZKÖY ALP AJANS HABER GAZETECİLİK BASIN YAYIN MATBAACILIK LTD.ŞTİ.'ne aittir.
Burada yayınlanan haber ve fotoğraflar yazılı izin olmadan kullanılamaz.
Tel:0.282.726 17 66 - 725 20 25 - 725 26 10 - 725 26 80 Fax:0.282.725 26 44
e-mail: haber@cerkezkoyhaber.com.tr    G.O.P. Mah. Barbaros Cad. Kamburoğlu Sok. No: 10 ÇERKEZKÖY - TEKİRDAĞ
Yasal Uyarı OZGURNET