SONDAKİKA : 06 Eylül 2010 Pazartesi
Anasayfam Yap  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Matbaa & Ajans  |  Çerkezköy Telefon Rehberi  |  İş Telefonunu Ekle
Çerkezköy  |  Bölge  |  Spor  |  Yazarlar  |  Arşiv  |  Anket  |  Seri İlanlar  |  Künye  |  İletişim  |  Haber İhbar  |  Radyo Haber Canlı Dinle


Mehmet AZCAN

E-mail gönder
Yazar Arşivi
Yazıyı Gönder
Yazdır
DOĞDU OL SAATTE OL SULTANI DİN!

 


25 Şubat 2010 Perşembe gününü Cuma gününe bağlayan gece,  Peygamberimiz Ha...

18.02.2010

 


25 Şubat 2010 Perşembe gününü Cuma gününe bağlayan gece,  Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa'nın (s.a.v.) âlemleri şereflendirdiği mübarek 'Velâdet Kandili'dir.  Peygamberimiz Aleyhisselâm İslâm Dinini insanlara tebliğ (bildirmek) vazifesiyle gelmezden önce, insanlık âlemi öyle bir hale gelmişti ki; Cehaletin getirdiği kötülükler içerisinde, kabileler arasında kan davaları sürüp gidiyordu. Sadece haram ay sayılan Receb, Zilkade, Zilhicce ve Muharrem denilen dört ayda harbi bırakıyorlardı. Kabileler halinde idare olunduklarından, Kâbe'de her kabileye ait olmak üzere 360 adet put doldurulmuştu. Kurulan panayırlarda, yaşayış şartlarından çok ileride edebiyat yarışmaları yapılıyor, şairler ve hatipler insanları hayli tesir altında tutuyordu.


İnsan hakları ayakaltına alınmış, güçlüler zayıfları eziyor, köleler ve esirler içler acısı bir halde yaşıyor, kadınlara önem verilmiyor, kız çocukları geçim sıkıntısı veya damat ayıbı korkusuyla diri diri toprağa gömülüyordu. Ahlâksızlık her tarafı kaplamıştı.


Musevilikten ve Hıristiyanlıktan uzaklaşmış olan insanlarda, Roma medeniyetinin putperestliği, kötü ahlâkı, her türlü perişanlığı da dinî inançlara karıştırılmış, iş çığırından çıkmıştı. Papazların şahsî düşüncelerine göre, din hükümleri çıkarttıkları, para ile Cennet sattıkları, günahkârları affetme gibi hayallere daldıkları, Hıristiyanlığın bir de üçlü ilâh sapıklığına bulaşmasıyla da hak dinle uzaktan yakından hiç ilgisi kalmamıştı.


Araplar içerisinde İbrahim Aleyhisselâmın hanif dini üzerine devam eden, Allahü Teâlâ'nın birliğine iman eden "Hanifler" de vardı. Ancak bunlar adetleri belli olacak kadar az bir sayıdaydılar. Araplar ahdine vefa göstermek, misafire ikramda bulunmak, sünnet olmak, tırnak kesmek gibi Hazreti İbrahim ve Hazreti İsmail'den kalma bazı sünnetleri de yapıyorlardı. Ne var ki, hak din üzere olmadıkları için cahillik onları esir etmişti.


İşte gerek Arabistan Yarımadası'nın içine düştüğü cahillik, gerekse Bizans ve İran Devletlerinin hüküm sürdüğü yerlerdeki sapıklık ve ahlâksızlık, birbirinden aşağı kalır şekilde değildi. Bütün insanlık âleminin karanlık bulutlar altında ve karışıklık içerisinde yaşadığı bir devirde, onları bu alçak ve bayağı hayattan kurtarıp ebedî kurtuluş ve saadete ulaştıracak bir Peygamber bekleniyordu. Hıristiyan ve Yahudilerin mukaddes kitapları böyle bir peygamberin geleceğini, zamanının yaklaştığını bütün alâmetleri ile müjdeliyordu. Bu peygamberin Hazreti İbrahim a.s. soyundan, Mekke taraflarından çıkacağına dair bilgiler veriliyordu.


Ruhlar bir şey bekliyor, bir nurun, zulmet perdesini yırtacağını içten içe hissediyordu. Bu önemli konu Merhum Mehmed Akif Ersoy'un "Bir Gece" adlı şiirinde şöyle dile getirilir.


On dört asır evvel yine bir böyle geceydi


Kumdan ayın on dördü bir öksüz çıkıverdi


Lakin o ne hüsrandı ki hissetmedi gözler


Hâlbuki kaç bin senedir bekleşmedelerdi


Nerden görecekler göremezlerdi tabi


Bir kere zuhur ettiği çöl en sapa yerdi


Bir kere de ma'mure-i dünya o zamanlar


Buhranlar içindeydi bugünden de beterdi


Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta


Dişsiz mi bir insan onu kardeşleri yerdi


Fevza bütün afakını sarmıştı zeminin


Salgındı bugün Şark'ı yıkan tefrika derdi


Derken büyüyüp kırkına gelmişti ki öksüz


Başlarda gezen kanlı ayaklar suya erdi


Bir nefhada kurtardı insanlığı o masum


Bir hamlede kayserleri kisraları yere serdi


Aczin ki, ezilmekti bütün hakkı, dirildi


Zulmün ki, zeval akılına gelmezdi, geberdi


Alemlere rahmetti evet şer-i mübini


Şehbalini adl isteyenin yurduna gerdi


Dünya neye sahipse onun vergisidir hep


Medyun ona cemiyeti medyun ona ferdi


Medyundur o masuma bütün bir beşeriyyet


Ya Rab! Bizi mahşerde bu ikrar ile haşret


İşte insanlık böyle bir beklenti içindeyken Mekke-i Mükerreme ufkundan bir güneş doğdu. Bu güneş âhir zaman Peygamberi Hz. Muhammmed Aleyhissalâtü Vesselam idi. Tarihin seyrini, hayatın akışını değiştiren bu eşsiz olay, dünyayı yerinden sarsan değişimlerin en büyüğü idi. Bu konuya devam etmek istiyoruz. 

Copyright © 2004-2007 Bu sitenin tüm yayın hakları
ÇERKEZKÖY ALP AJANS HABER GAZETECİLİK BASIN YAYIN MATBAACILIK LTD.ŞTİ.'ne aittir.
Burada yayınlanan haber ve fotoğraflar yazılı izin olmadan kullanılamaz.
Tel:0.282.726 17 66 - 725 20 25 - 725 26 10 - 725 26 80 Fax:0.282.725 26 44
e-mail: haber@cerkezkoyhaber.com.tr    G.O.P. Mah. Barbaros Cad. Kamburoğlu Sok. No: 10 ÇERKEZKÖY - TEKİRDAĞ
Yasal Uyarı OZGURNET